Wudang Sword 2

0544Wudang Sword techniques are very demanding as high physical performance abilities have to be combined with a solid core stability to make it look easy. This is the main point of Wudang Sword playing. To make this ‘easy look’, you need to attain perfect balance skills and muscle tone controls. Beauty and grace are the outcomes of a certain amount of long time workout no matter you are born strong, or weak, or long, or short phsically. Another point that you have to pay attention is choosing the right sword for yourself. If you are a long person and the sword you use is short or light, there will be no balance in your movements and no grace in your performance, and vice versa. As a pair of shoes can make you walk gracefully or can make you walk sluggish, the same happens with an unappropriate sword.
As you practise a certain time with the sword, some strange magnetic field is created with the swirling turns. That feeling is vey nice to experience and also very sooting for a few seconds because that magnetic field takes away the methalic weight burden for that monent. This allows you to take some physical rest intervals for a few seconds. The Wudang Sword style workouts require constant physical tension on the limbs. If you cannot acquire the ability to lighten this burden, your limbs get burned out and the performance does not look beautiful. This is the way to make it look easy of what you are actualy doing with a high phsical conditioning and skills achieved by a constant long time practise. This is actually the real meaning of kungfu. The term kungfu is ‘ an ability acquired with a long term hard work and dedication’ ! ..

.will go on with thd sword talks soon.. see you

WUDANG SWORD

DSCN1054Jianfukungfu means 3 words: jian means sword
Fu means tiger
Kungfu means a skill or an art obtained by a hard work of a lomg time discipled practices

Wudang kungfu is an internal art. It is based on Taoist health preserving way of living. It is believed that there is chi energy in human body that makes the difference between a living body and a dead body. It is ultimate when we are infants. Gets week and obliterated as we age. It is also effected by an unhealty way of living, by stress and lack of mobility. Chinese have discovered that by a certain way of motions this chi can be gathered, generated and is made able to flow easily in the channels all around the body. Hands and feet and torso coordinated in a well determined motion sequence. And in some unknown fashion you become able to collect the chi from air by inhalation and coordinated movements at the same time. Then you may even learn how to play with that chi, how to send it to the point of the body that you wish or gather at dantien to use it to have power.
As I intended to write a series of Wudang Sword here, I noticed that this ‘internal’ notion had to be mentioned. ‘Wudang sword arts’ is both philosophical and physical. It represents a war against one’s ego. You cannot destroy your ego. It is the main part of our human existence here on earth. But you can learn how to overcome its dominance on your life. It is nice to have this intention and try to handle it with your will power but mostly it turns out worse. Only intention and only will power is not able to manage this. You have to do somethimg. I mean actually ‘do’ something. And this is best described by the term kungfu. And it can also be achieved by kungfu. It is a system of doing things that melts the conflicts of your body and mind so that the ego becomes uneffective by itself, although it is still very present somewhere out there!
100 days of bare hand
1000 days of spear
10000 days os sword
This gamous Chinese quote summarizes what I am trying to tell actually. Sword arts is special in kungfu because it is mastered not only by physical perfection. It demamds a spiritual metamorphosis. And this comes by a long enough time practice full of awareness that the final aim is that transformation to become a better person.
Will go on soon.. until then take care.

Bir Wudang Efsanesi : Gerçek Kahraman Savaşçı

Bugünkü yazımı gerçek bir kahramanlık öyküsüne ithafen yazmak istiyorum.. Fakat bugün anmak istediğim kahraman savaşçı, Wudang dağının kahramanları veya ölümsüzlerinden biri değil.. Bugünkü ‘ölümsüz kahraman’ bizden biri..Bizim aslan yürekli evlatlarımızdan biri..

İki sene önce yine ocak ayında soğuk bir kış günüydü.. Wudang dağından yeni dönmüştüm. Kış aylarını ülkemde geçirip tekrar Wudang’a dönecektim..
Gazetede o sabah bir haber okudum.. ve o haberin fotoğrafını gördüm.. Ne o haber ne de fotoğraf o günden beri aklımdan çıkmadı.. Çok derinden etkilendim.. Bir insan.. 1978 doğumlu gencecik bir insan.. nasıl olur da bu derece yürekli, bu derece kahraman olabiliyordu? Aklım almadı.. Halen de almıyor.. hayret ve gıptayla karışık minnet duygusu.. ve tabi ki bizim halen yaşıyor olmamız ve O’nun artık yaşamıyor olması.. bu gerçeğin yarattığı mahcubiyet..

Kahramanlık hikayesi.. Hikaye olarak güzel de.. Gerçek olunca insan ne yapacağını, ne düşüneceğini, ne hissedeceğini şaşırıyor.. 1978 doğumlu biri.. Sonunun ne olacağını bile bile 120 düşmana meydan okuyor.. 120 düşmanla kahramanca savaşıyor.. Ve şehit oluyor..

Yazılarımda sekiz ölümsüz efsanesinden çok sık söz ediyorum.. Wudang dağının simgesi..Gerçek kahramanların efsanevi hikayesi sonucu oluşmuş 8 ölümsüzden.. Ölmüş biri nasıl ölümsüz oluyor ki? Gazetede o haberi okuduğumda anladım.. İşte böyle ölümsüz oluyor şehitler.. 120 düşmana meydan okuyan, şehit olan, cennete giden.. işte onlar ölümsüz.. Gerçek savaşçı, gerçek kahraman, gerçek ölümsüz..

Wudang dağı.. ya da Hakkari Çukurca..
Wudang’ın 8 ölümsüz kahramanı.. Düşmanlara karşı Wudang dağını korumuş..
Uzman Çavuş MEHMET DOĞAN.. Aslanlar aslanı.. Düşmanlara karşı bizim topraklarımızı korudu..

Çukurca’da şehit olan, cennetlerin krallığındaki Uzm. Çavuş Mehmet Doğan isimli ölümsüzün anısına :

Neden benzin soluk neden..
Neden tenin kupkuru..
Yoksa nefes terk mi etti
Bu asil bedenini..
Ölümsüz mü oldun artık
Ölümlüyken az önce..
Hemen unuttun mu bizi
Cennetleri görünce..
Bak kılıcın bile kaldı
Bıraktığın beden gibi
Yanına uzandı yattı
İki ölümsüz gibi.

Bir Wudang Efsanesi’nde tekrar buluşmak dileğiyle..

Bir Wudang Efsanesi : Sekiz Ölümsüz Bir Ölümlü

DSCN0613

Wudang’ın en tepesinde bulutlar toplandı hızla
Altın saray parlıyordu her şimşek çakışında
Yağmur bir yağdı durdu.. Sekizi birden indi
Sekiz ölümsüz sordu : Ölümlü neredeydi ?
Kimse cevap vermedi.. Vermek de istemezdi..
Fakat yoktu çaresi.. Gerçeği bile bile
Attı öne kendini.. Kılıçların efendisi..
Zaman gelip çatmıştı.. Biliyordu herşeyi
Ölümsüz olmak için.. Ölmesi gerekliydi.

Bu dizelerin zihnime döküldüğü günü hatırlıyorum.. Kasvetli akşamlardan biri olmak üzereydi.. Bulutların bazen öfkesi olurmuş.. o akşam üzeri o tepede dağları seyrederek yorgunluk atmaya çalışırken bu gerçeğe şahit oldum.. Bulutlar toplanıyordu.. İnsanın içine ürperti veren türden bir toplanmaydı.. Hayatımda daha önce hiç görmediğim türden.. gri beyaz siyah mor.. her renk bulut.. O güne kadar hayatımda hiç görmediğim başka bir şey daha vardı : acı.. Bedenimin her hücresi acı hissini yaşamaktaydı.. Acıyla beraber gelen bir ümitsizlik duygusu her şeyi daha da dayanılmaz hale getiriyordu.. Ölesiye yorgundum.. Yarı aç yarı tok.. Sürekli üşüyordum.. Ve sürekli çalışmam gerekiyordu.. Pes etmem an meselesiydi.. Esasen çok kolaydı. Pes edip dönecektim.. Bu kadar basitti.. Ama ya sonra?
Sonrası filan yoktu.. sondu son.. Son burasıydı. Ya ölecektim ya kalacaktım. Benim için bir hayat memat meselesiydi. Ölmek pek umurumda değildi doğrusu.. Hayatımda hiç bir zaman da olmadı.. Fakat henüz ölmemem lazımdı.. Bir parça daha zamana ihtiyacım vardı.. Evet evet.. Kararımı vermiştim.. Bir süre daha hayatta kalmalıydım. Bir yolunu düşündüm.. Bulutlara bakarken.. Birden bire gök gürledi ve indi sekizi birden.. Benim için gelmişlerdi belliydi hallerinden.. Yavaşça yaklaştılar tuttular ellerimden.. Direnmeden sessizce süzüldüm peşlerinden..
İşe yaramıştı.. Wudang dağının simgesi olan sekiz ölümsüz ( 8 immortal) beni almaya gelmişti.. Bu durumda ölmem gerekliyse ölürdüm.. Yapacak bir şey yoktu.. Fakat eğer yaşarsam..bir ölümsüz olurdum.. ‘Seni öldürmeyen güçlendirir’ diye bir söz vardır ya.. Hem de öyle bir güçlenirdim ki.. Bunları düşünerek bıraktım kendimi.. Sekiz ölümsüzlerin hayaline..
Kendimi odamda buldum.. Tavanda kedinin kovaladığı farelerin sesi.. Yatağın rutubetten ve küften oluşan o keskin kokusu.. ve o soğukluğu.. dehşet bir soğuk.. Duvarda yine o dev tarantula.. neredeyse akraba olduk.. Kovalayacak halim yok.. bu gece değil.. Uyumam lazım.. bir an önce.. Acılar iyice ortaya çıkmadan.. ve sekiz ölümsüz hayalim tam sönüp gitmeden.. Gözümü kapatıyorum.. Sabahı görürmüyüm acaba? Dilerim uyuyabilirim.. ve belki sekiz ölümsüz hayalim uykumda rüya olarak devam eder..

Bir Wudang Efsanesi’nde tekrar buluşmak dileğiyle.. Şimdilik hoşçakalın.

Bir Wudang Efsanesi : Kılıçların efendisi

DSC_2054

En uzun yolculuk bile tek bir adımla başlar  (Lao – Tzu)

Bu başlık bir sinema filminin adı gibi değil mi? Ya da bir kitabın ismi

Fazla abartılı bir başlık mı? Hayır hiç değil, gerçeğin ta kendisi

Yaşayan bir efsanedir o, kılıçların efendisi

Çok mu merak ettiniz? İşte onun hikayesi :

Bir zamanlar büyük Çin’de kocaman bir dağ varmış..Bu dağda yaşayan pek çok kral ve prens varmış.. Hepsi de kılıçların efendisi olmayı hayal edermiş.. Fakat hiç biri olamamış.. Seneler hatta asırlar geçmiş.. Derken günün birinde uzak bir diyardan biri çıkagelmiş.. Dağdaki herkese meydan okumuş:  ‘Ben bu dağa çok uzaklardan geldim ve kılıçların efendisi olacağım’ demiş.. Son derece kararlı ve kendinden eminmiş.. Onun bu haline çoluk çocuk kadın erkek hep bir ağızdan gülmüş.. Çünkü karşılarında durup meydan okuyan o yabancı bir erkek bile değilmiş.. Bir kadının ‘kılıçların efendisi olacağım’ demesi çok komiklerine gitmiş.. Kadın hiç renk vermemiş. Hiç de etkilenmemiş.. Etrafında toplanan kalabalık öylece kadının ne yapacağını beklemeye başlamış.. Derken kalabalığın içinden bir adam kadına bir kılıç uzatmış.. Herkes gülmeye hazırlanırken hiç beklenmedik bir şey olmuş:  Kadın elindeki o kılıcı öyle bir hızla kapmış..ve  öyle bir hışımla savurmuş ki ..tek bir savuruşuyla havada bin yaprak birden uçuşmuş.. Kuşlar kaçışmış, bulutlar dağılmış.. Şaşkınlıktan ve korkudan büyük küçük  herkes  suskun bakakalmış..

Böylece efsane olmuş..Bir Wudang Efsanesi..Onun adı Yasmin A.K : Kılıçların Efendisi.

Bu hikayeye inanmadınız değil mi? Evet haklısınız biraz abartılı anlattım. Daha doğrusu biraz masalsı oldu..Ehh..olacak o kadar.. ne de olsa kahramanların, efsanelerin, ölümsüzlerin ve ejderlerin yeryüzündeki tam merkezinden geliyorum: Wudang dağından.. O dağda uzun süre yaşayıp da bunların etkisinde kalmamak mümkün değil. Bu nedenle biraz abartıyı hoş göreceğinizi umuyorum. Biraz mı? Fazla mı abartmışım? Hayır hayır, o kadar da değil..Gerçekten bir kılıç ustasıyım. Yani daha doğrusu ‘artık’ bir kılıç ustasıyım. Önceden değildim.  Senelerdir aynı kılıcımla aynı şeyleri yaptığım halde..Herşey artık çok farklı. Çünkü şimdi geriye dönüp düşününce anlıyorum ki eskiden farkında değildim. Bilgisizdim. Gerçeği göremiyordum.  Zaten o zamanlar ağzımla kuş tutsam ustama beğendiremezdim. Neden bir türlü beğenmediğini de anlayamazdım. Ama şimdi anlıyorum. Onun beni izlerken edindiği izlenimleri ben de şimdi bir öğrenciyi izlerken aynen görüyorum. Formu mükemmel yapsa da bir şeyler eksik. İşte o farkı yaratan da o eksik olan şey. Bunları tabi şimdi anlıyorum. Kılıcımın efendisi olduktan sonra.  Ahh benim güzel kılıçlarım..hepsi birbirinden güzel. Benim için her biri birbirinden değerli.. onların hiçbir iddiası yok. Ne tutsak olmak ne de efendi olmak..hiç umurlarında bile değil. O mesele yalnızca bizim meselemiz..Yani insanoğlunun.Yalnızca bizde vardır o. Bir tutku bir ihtiras bir hırs bir azim.. zavallı kendi halinde güzeller güzeli bir kılıçla bile cebelleşiriz..ona hakim olmaya hatta ‘efendisi ‘ bile  olmaya çalışırız. Oysaki o asil kılıç zaten bize hizmet için, efendisi olmamız için yapılıyor..Ahh.. ne kadar da aceleci ve körüz.

Bu şekilde ömrümüzün sonuna kadar bile gideriz.. Hele hele yaş ilerledikçe bir şeylere veya birilerine hakim olma dürtüsü daha da güçlü hale gelir. Zaman onun gücüne güç katar. Oysa hiç düşünmeyiz. Bir an bile durup düşünmeyiz. Şu hayatta esasen hakim olmamız gereken ne vardır? Ya da bu soruyu şöyle soralım : gerçekten de bir şeylere hakim olmaya ihtiyacımız varmıdır? Kendi egomuz dışında!.. Evet..işte bütün espri burada yatıyor. Bir anlayış farkında. Şimdi gelelim bu anlayış farkıyla kılıçların efendisi olmam arasındaki tutarsızlığa.. Görünürde bir tutarsızlık var gibi gelse de bakın işin esası ne: Ego hakimiyeti geliştiğinde ne oluyor dersiniz? En kabaca şöyle tarif edelim: Bir şeyin sahibi olma veya bir şeylere hakim olma isteği ortadan kalkıyor. Bu istek ortadan kalkınca da çok garip bir hadise gerçekleşiyor : Bütün dünya senin oluyor.. ve de sen dünyanın efendisi oluyorsun.. Bütün maddi alemin. Artık dönüp de bakmadığın.. umursamadan geçip gittiğin..Bir zamanlar gözüne ne kadar da albenili görünen bütün şatafatlı madde alemi..

Bizi maddiyata bağlayan kalın bir çelik halat var farzedelim.Ve  bu bağı kesersek ne kadar özgür kalabileceğimizi.. Bu dünyaya doğduğumuzda bu çelik halatla beraber doğuyoruz. Bu halatın ne işe yaradığını bize çocukluğumuzdan itibaren şöyle öğretiyorlar: Mutluluğa ulaşma aracı!.. İyi bir çocuk veya saygın bir yetişkin olmak için bizi maddi arzulara hırslara, ufak ya da büyük ihtiraslara kuvvetle bağlayan bu bağa sıkı sıkıya yapışıyoruz. Fakat bir şeyler yolunda gitmiyor. Bir yerde bir yanlış var. Hissediyoruz.. fakat ne olduğunu bulamıyoruz. Tarif bile edemiyoruz. Sonra bir gün bir şey oluyor. Ya da birinden bir şeyler duyuyoruz. Ayaklarını tahta kurtlarının kemirdiği bir tahta masa.. Hayatımızın bu olduğunu anlıyoruz. Yavaş yavaş.. fakat birden bire yerlerde. Üzerindeki her şey.. tabak çanak ne varsa.. hepsi bir anda yerde..paramparça. Bu sonu yaşamak istemiyoruz. Ya da artık hayatı bu şekilde sürdürmeyi.. Bu bağdan kurtulmak istiyoruz. Bu çelik halatı kesip atmak.. İstiyoruz.. ama nasıl olacak? Neyle nasıl keseceğiz?

Çok basit. Yeter ki siz isteyin .Alın size bir Wudang kılıcı: İhtişamlı bir güzelliği vardır. Ve de kendine has bir asaleti.. Başta biraz ürkütücü gelir. Korkmanıza hiç gerek yok.  O sizin iyiliğinize hizmet etmek için özenle yapıldı. Kılıç sanatkarı ona elleriyle şekil verirken efendisinin kim olacağını, kimin iyiliğine hizmet edeceğini düşünüyordu. O muhteşem kılıç,  efendisinin hizmetkarı olmak için yapıldı. Onun sahibi olacak savaşçı adayı onu eline aldığı anda onun efendisi olmuş olacaktı. Egosuyla yapacağı o çetin savaşta efendisinin zafer kazanmasına hizmet edecekti..Canla başla özveriyle.. onun tek yoldaşı olacaktı. Günün birinde o kılıcın sahibi olan o şanslı kişi belki bunları başta idrak edemeyecekti. Belki kimse ona söylememişti . Halbuki bilse.. her şey bambaşka olacak, o kılıcı tutuşu bile değişecekti. Değil savuruşu, kesişi, çevirişi, döndürüşü.. Aynı benim yaşadığım gibi. Öncesi ve sonrası.. Eğer bilseydim ben de çok önceden bu gerçeği.. yani elime ilk aldığımda ne olduğumu.. yani kılıçların efendisi.. eminim bu kadar geç kalmazdım ..yazmak için şu dizeleri:

Kılıcımla kesiyorum, kesip kesip atıyorum  / Yaprakları rüzgarlara, rüzgarları topraklara

Nehirler ayırdım bir bir , bulutlar parçaladım / Damla damla su oldu her biri bir vuruşta

Öyle hızlı savurdum, göremedi hiçbir göz / Öyle hızlı ki sorma, duyulmadı hiçbir ses

Gelip çattı o savaş, tek bir hamlede kestim / iğreti dünya ile aramdaki zinciri

Kolaymıydı hiç değil / sade tek bir vuruşta / Ölüydüm diri oldum / geç de olsa sonuçta.

Bir Wudang Efsanesi’nin ilerleyen bölümlerinde buluşmak dileğiyle.. Şimdilik hoşçakalın.